Bunu kafana kazı.
Birini korkutan şey netlikse,
o kişi zaten uzun vadeli bir şey aramıyordur.
Netleşme istemek baskı değil.
Belirsizlikte sürünmek istememektir.
Ama bazı insanlar belirsizliği sever.
Çünkü belirsizlikte sorumluluk yoktur.
Netleşme dediğin şey çok basit aslında:
- Hayatında mıyım, değil miyim?
- Alternatif miyim, öncelik miyim?
- Oyunda mıyım, ciddiyette miyim?
Bu sorular yetişkin soruları.
Kaçan kişi genelde bu sorulara cevap verecek omurgaya sahip değildir.
Bak, netlik isteyen kadın “ağır” değildir.
Netlik isteyen kadın ne istediğini biliyordur.
Kaçan erkek ise genelde iki şeyden biridir:
Ya seçeneklerini kapatmak istemiyordur,
ya da ilişki kapasitesi baştan düşüktür.
Ama ikisini de “sen fazla geldin” diye paketler.
Klasik.
Netleşme anında kaçıyorsa,
başta verdiği ilgi bir yatırım değil, heyecandı.
Heyecanla başlayan şey,
sorumluluk görünce sönüyorsa,
orada kalıcılık yoktur.
Ve kalıcılığı olmayan biri için üzülmek,
bir illüzyon için üzülmektir.
Şunu unutma.
Netleşme sorusu ilişkiyi bozmaz.
İlişki zaten zayıfsa ortaya çıkarır.
Güçlü olan şey netlikten kaçmaz.
Netlik isteyen insan kaybetmez.
Netlikten kaçan insan kaybeder.
Eğer “biz neyiz?” sorusundan sonra mesafe geldiyse,
cevap aslında verilmiştir.
Yüksek sesle değil, davranışla.
Ve davranış her zaman söylenen sözden daha nettir.
Son cümle net:
Netleşme istediğin için kaçıyorsa,
zaten kalacak değildi.
Denendi.
Onaylanmadı.


